

Özel Eğitime Muhtaç Bireyler
Yazar: kolik - Kategori: Kategorilenmemiş
Görme Engelliler
Görme engeli; hayatın çeşitli dönemlerinde geçirilen hastalık, kaza vb. sebepler ile veya doğuştan getirilen özellikler ile olabildiği gibi doğum anındaki komplikasyonlar sonucu da olabilmektedir. Böylece, doğum öncesi, doğum anı ve doğum sonrası olarak meydana gelen görme engellilerin eğitimleri; program, personel, eğitim ortamları ve araç-gereç yönünden genel eğitimden farklılıklar göstermektedir. Özellikle Braille (kabartma) yazılı materyallerin okunması görme engellilerin eğitim-öğretim çalışmalarında önemli bir yer tutmaktadır.
Görme engelli bireylerin çevrelerini algılamaları ve bilgi toplamaları sağlam kalan duyularına dayalı olmaktadır. Görme engelli bireyler dokunma duyularından geniş ölçüde yararlanmaktadırlar. Bu duyunun kullanılması ise bu bireylere uygun özel eğitim yöntemlerine dayalı olarak kazandırılması gerekmektedir. Görme engelli bireylerin çevreyi ve çevredeki uyaranları algılamada önemli olan bir diğer duyum organları işitmedir. İşitme duyusu bu bireylerin sosyal ilişkilerini sürdürmede önemlidir. Ancak çevrede sürekli olarak sesli uyaranları bulmak her zaman mümkün değildir. O halde görme engelli bireylere götürülecek yaşantılarda sesli uyaranlara da yer vermek gerekmektedir. İnsanlarla iletişim kurmada kullanılan konuşma becerisine sahip olmaları da görme engelliler için bir avantaj gibi görülebilir.
Görme engelli bireyler, tüm diğer engellilerde olduğu gibi bazen engellerinden bazen de toplumun anlayışsız tavrından dolayı engellerini daha fazla hissetmekte ve olumsuz yönde etkilenmektedir. Bu olumsuz etkilenmeyi en aza indirgemek veya bunlarla başedebilme becerisini kazandırmak için küçük yaştan itibaren eğitime alınmaları gelişimleri açısından önemlidir.
Görme engeli doğal olarak bağımsız hareketi kısıtlamaktadır. Bunun gözönünde tutularak, eğitim programlarında yoğun olarak işlenmesi ve mümkün olduğunca erken yaşlarda başlanması gerekmektedir.
- Kavramsal gelişimde ya da bilişsel yeteneklerde gecikme gözlenebilir.
- Özellikle soyut düşünmeyi gerektiren becerilerde daha başarısız olabilirler.
- Alan kavramını vermek güçtür. Alana ilişkin bilgiler daha çok dokunma duyumu aracılığıyla kazanılmaktadır.
- Görme yetersizliğinden kaynaklanan eksiklikleri diğer duyu organlarını kullanarak telafi etmeye çalışırlar.
- Dikkat yoğunlaştırma, ince ayrıntıları fark etme yetenekleri gelişmiştir.
- Sosyal faaliyetlere ilgilidirler.
- Müzikle yakından ilgilenirler.
- Bedensel ve zihinsel gelişimlerinde farklılık yoktur.
- Bağımsız hareket edebilme becerileri sınırlıdır.
—-
İşitme Engelliler
İşitme engelli çocuklar, işitme yetersizliklerinin özelliğine bağlı olarak gelişim sürecinde bazı farklılıklar gösterebilirler. Ancak, bu onların işiten akranlarından tamamen farklı olduğu anlamına gelmez. Eğitimdeki amaçlarımızdan biri de, işitme yetersizliğine sahip çocukların, bu yetersizliklerinden doğan farklılıkları eğitim ve öğretim ile en aza indirebilmektedir.
Dil Gelişimi
Dil gelişimi, işitme engelli çocukların, en çok etkilendiği gelişim alanlarından birisidir. İşiten çocukta dil kazanımı, birbirine bağlı aşamalardan meydana gelir. Buna göre; sesleri işitemeyen ve sözel uyaranları algılayamayan çocuğun dil kazanımı tam olarak gerçekleşemez.
Hayatın ilk yıllarında işitme engelli çocuklar, dil gelişimi açısından işiten yaşıtlarına benzer bir gelişim gösterirler. Çok ileri derecedeki işitme engelli bebekler, sadece görme alanları içindeki nesne ve olaylarla ilgilenirken, işiten çocuklar, işittikleri seslere tepki verir, kendi çıkardıkları sesleri duyarak, seslerini kontrol edebilirler. İşiten çocuklarla ebeveynleri arasında çocuğun çıkardığı sesleri, verdiği tepkileri pekiştirmeye, yönelik aktif bir iletişim hüküm sürerken, işitme engelli çocukların pek çoğunda bu durum daha farklı gelişir. Çocuğunun engelli olduğunu öğrenen ailenin, çocukla sözel iletişimi azalabilir. Çocuğun sözel tepkilerinin az olması, ailenin çocukla iletişimini etkiler. Ailenin kullandığı ifadeler kısa, basit, abartılı bir hal alabilir. Bunun sonucunda, işitme engelli bebeklerde, ilk dönemlerde gözlemlenen ses çıkarmalar yaklaşık 9 aydan sonra kaybolur, taklitler ortadan kalkar, sesin kaynağına yönelme davranışı görülmez. İşiten çocuklar gibi tesadüfi öğrenmeleri gerçekleştiremez ve gelişimlerini tamamlayabilmek için destek eğitime ihtiyaç duyarlar.
İşitme engelli çocukla iletişimin azalması, çocuğun, sadece dil gelişimini değil, bunun beraberinde sosyal ve duygusal gelişimini de olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle ne kadar zor olursa olsun, çocukla normal ve doğal iletişime devam edilmesi çok önemlidir.
—
Zihinsel engelliler
ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİNİN SINIFLANDIRILMASI
Zihinsel yetersizliği genel anlamda 4 gruba ayrılmıştır.
Hafif Düzeyde Zihinsel Yetersizlik
Orta Düzeyde Zihinsel Yetersizlik
Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizlik
Çok Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizlik
HAFİF DÜZEYDE ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ
Hafif Düzeyde Zihinsel Yetersizliği Olan Birey: Zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerinde hafif düzeydeki yetersizliği nedeniyle özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine sınırlı düzeyde ihtiyaç duyan birey olarak tanımlanmaktadır.
Bu gruba giren çocukların zihinsel işlevlerinin seviyesi normal yaşıtları seviyesine yakındır.
Bu çocukların akademik başarısızlıkları zekâlarını farklılığından çok yetersiz çevre ve uyarıcı yoksunluğundan kaynaklanmaktadır. Bu nedenle normal yaşıtlarının öğrendiği tüm becerileri öğrenebilmekte ancak yaşıtlarından biraz daha geç ve güç öğrenmektedirler.
Yetersiz çevre koşulları arasında; yaşadıkları evin fiziksel koşulları, yetersiz ve dengesiz beslenme, anne-babanın ayrılması dolayısıyla evde üvey anne ya da babanın olması, anne-babanın eğitim seviyesinin düşük olması, aile içi şiddetin olması, kardeş sayısının fazla olması, anne-babanın ilgisizliği sayılabilir.
Fiziksel özelliklerinde ve hareket gelişimde normallerden farklılık yoktur.
Dikkat süreleri kısa ve dikkatleri dağınıktır.
Yaşadıkları başarısızlıklardan dolayı kendilerine güvenleri zayıf olabilir. Bireysel eğitim ve biraz daha fazla ilgilenilmeyle normal yaşıtlarıyla aralarındaki fark çok rahatlıkla kapanabilmektedir.
ORTA DÜZEYDE ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ
Orta Düzeyde Zihinsel Yetersizliği Olan Birey: Zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerindeki sınırlılık nedeniyle temel akademik, günlük yaşam ve iş becerilerinin kazanılmasında özel eğitim ile destek eğitim hizmetlerine yoğun şekilde ihtiyaç duyan birey olarak tanımlanmaktadır.
Bu gruba giren çocuklar okuma, yazma, matematik gibi temel akademik becerileri öğrenebilirler. Fiziksel özelliklerinde ve hareket gelişimlerinde normallere yakın bir performans gösterirler. Dikkat süreleri ve ilgileri sınırlıdır. Sosyal iletişim kurabilirler, ancak sosyal kurallara uymakta çektikleri güçlük, ev ve okul yaşantılarında problem oluşturabilir. Sözel yönlendirmeleri anlama, kavram - ve genelleme yapabilme becerilerinde yetersizlik görülmektedir.
Zihinsel engelin yanı sıra hiperaktivite veya durgunluk, genel becerisizlik gibi özellikler taşıyabilirler.
Temel akademik becerilerin yanı sıra öz bakım becerilerinde, iş ve çalışma becerilerinde eğitim alabilirler. Yetişkinlikte kısmen ya da bütünüyle geçimlerini sağlayabilirler. Orta Düzeyde Zihinsel Yetersizliği olan çocukların normal yaşıtları ile kaynaştırma yoluna gidilmesi davranış kazandırma açısından çok önemlidir.
Fiziksel Gelişim Özellikleri:
Hafif düzeyde zihinsel yetersizliği olan çocuklardan fiziksel gelişim ve hareket alanlarında normal yaşıtlarından pek farkları yoktur ancak büyük ve küçük kas gelişimdeki gerilikten dolayı beden eğitimi hareketlerinde, ritmik gösterilerde, top atma ve tutmalarda, kalem tutma ve el becerisi gerektiren faaliyetleri yapmada normal yaşıtlarına göre gerilik ve yavaşlık gösterirler.
Büyük ve küçük kas gelişimindeki geriliğe rağmen bu gruba giren çocuklar oldukça iyi bir fiziksel güce de sahiptirler. Bu fiziksel güçleri pozitif yönlere (sportif faaliyetler, oyun vs.) kanalize edilmediği zaman olumsuz yönde kullanarak saldırgan eğilimlere dönüşebilir.
Dolayısıyla zihinsel engeli yanında davranış ve uyum bozukluğu ile karşımıza çıkabilirler. Bu nedenle okulda mümkün olduğu kadar normal yaşıtları ile birlikte sportif faaliyetlere (yüzme, atlama, koşma, top oynama gibi) ve oyun becerisi geliştirebilmesi için oyunlara katılmaları gerekmektedir.
Zihinsel Gelişim Özellikleri:
Akademik kavramları geç ve güç öğrenirler.
Soyut kavramları, terimleri ve tanımları çok geç ve güç anlarlar.
Dikkat ve ilgileri kısa sürelidir, çabuk dağılır.
Kısa süreli bellekleri zayıftır.
Genellikle konuşmaya geç başlarlar.
Genelleme yapamazlar.
Kazandıkları bilgileri transfer edemezler.
Zaman kavramı geç ve güç gelişir.
Sosyal Gelişim Özellikleri:
Sosyal olgunluk ve becerilerde normal yaşıtlarına göre gerilik gösterirler. Bu nedenle daha çok kendi yaş grubu ile değil, kendinden küçük çocuklarla arkadaşlık edip, oyun oynarlar. Mümkün olan her fırsatta yaşıtları ile ilişki kurmaları sağlanmalıdır.
Yakın çevredekilerle kolay dostluk kuramazlar. Kurdukları dostlukları uzun süre devam ettiremezler. Kolayca küser ve dostlukları bozarlar ve yalnızlığı tercih etme eğilimindedirler.
Sosyal ilişkilerinde grupta daima başkalarına tabi olma eğilimindedirler. Sorumluluk almaktan çekinirler. Oyun ve toplum kurallarına uymakta zorluk çekerler. Kuralları güç oyunlara ve sosyal faaliyetlere katılamazlar. Kuralları bu çocukların anlayacağı ve uyacağı seviyede basitleştirmeli ve bu tip faaliyetlere başarılı etkin katılımları sağlanmalıdır. Oyun içinde karmaşık olmayan roller verilmelidir.
Bu çocuklar bazı alanlarda özellikle olumlu ve olumsuz davranış geliştirmede öğretmenlerinden çok yaşıtlarından bilgi ve beceri kazanırlar. Bu nedenle sınıflarda eğitim-öğretim süreci içinde normal yaşıtları ile ilişki kurmaları sağlanmalı, bu özellikleri gösteren çocukların kendi aralarında gruplaşarak birbirlerinin olumsuz davranışlarını pekiştirerek, yeni olumsuz davranışlar geliştirmelerine ve sınıf içindeki diğer çocuklar tarafından dışlanmalarına izin verilmemelidir.
Duygusal Gelişim Özellikleri:
İlköğretim yıllarında tüm öğrencilerden beklenen en önemli gelişim görevleri; okuma, yazma, temel aritmetik gibi akademik beceriler ve oyun becerisi kazanmalarıdır.
Zihinsel engellilerin daha önceki yaşantılarındaki başarısızlıklar yeni beceriler öğrenmelerinde isteksizlik ve güvensizlik yaratır. Bir yandan bu isteksizlik ve güvensizlik diğer yandan algılamadaki yetersizlikleri okulda kendilerinden beklenen becerileri kazanmalarında güçlük yaşamalarına neden olmakta, böylece yaşanılan yeni başarısızlıklarda çocukların benlik kavramları olumsuz yönde etkilenmektedir.
Bu çocukların kendileri hakkında olumlu duygular beslemeleri için; çıtayı doğru yüksekliğe koyarak kendilerinin başarılı hissetlerini sağlamalı ve her başarıları sonunda olumlu geri bildirimlerde bulunmalıyız.
Ayrıca çocukların zayıf yanları üzerinde değil güçlü yanları üzerinde durarak sınıf içi etkinliklerde küçük görevler vererek bu çocukların olumlu benlik kavramı geliştirmelerine yardımcı olabiliriz.
Bu çocukların olumsuz benlik kavramı geliştirmelerinde bebeklik döneminde annenin zihinsel engelli bir bebeğe sahip olmaktan kaynaklı reddedici tavırları güvensizlik duygusunun gelişmesine neden olmaktadır.
Cinsel Gelişim Özellikleri:
Zihinsel yetersizliği olan çocukların cinsel gelişimleri aynı gelişimsel özellikteki çocuklardan farklı değildir. Genellikle zihinsel engellilerin cinsellikle ilgili davranışlarının daha ileri düzeyde olduğu sanılmaktadır.
Bu durum bu çocukların cinsel içerikli davranışlarının iyi denetleyememelerinden ve başka hiçbir alanda kabul görmemeleri sonucu ergenliğe girdiklerinde cinsellikleri ile kabul görmeyi istemelerinden kaynaklanmaktadır.
Ergenlikte zihinsel engelli çocuklar vücutlarındaki değişikliklerin de etkisiyle çevreleri tarafından kabul görme isteğiyle kendilerini cinsel obje olarak kullandırma eğilimindedirler. Bu noktada çocuklara düzeylerine uygun cinsel eğitim verilmesi ve bu eğitimde olumsuz davranışın cezalandırılmasından çok olumlu davranışın örneklenmesi büyük önem taşımaktadır.
Ne Yapabilirler?
Kendi öz bakımlarını yapabilirler
Yaşadıkları kentte ulaşım araçlarını kullanabilirler
Temel gramer kurallarına uygun konuşabilirler, günlük konuşmaları rahatlıkla yapabilirler
Telefonu, yazılı iletişim araçlarını rahatlıkla kullanabilirler
Başkaları ile işbirliği yapabilirler, temel toplumsal kuralları bilirler ve uygularlar
Alış-veriş yapabilirler, parayı kullanabilirler
Karmaşık beceri gerektirmeyen, hayatlarını devam ettirebilecekleri işlerde çalışabilirler
Basit yemekleri ve günlük ev işlerini yapabilirler
İşlerinde sorumluluk alabilirler
Ne Yapamazlar?
Şehirlerarası dolaşamazlar
Özel eğitim desteği ile ilköğretim programını bitirebilirler ancak yaşıtlarından daha geri beceri kazanabilirler
Eğitimleri uzun ve sürekli tekrara dayalıdır
Soyut ve felsefi kavramları anlayamazlar
Anlatımları basittir
Fikir belirten yazı yazamazlar
Yüksek beceri gerektiren işlerde başarılı olamazlar
Karmaşık planlama, dikkat ve düzenleme gerektiren etkinlikleri sürdüremezler
Sorumluluk aldıkları önemli görevlerde yardıma ihtiyaç duyarlar.
AĞIR DÜZEYDE ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ
Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizliği Olan Birey: Zihinsel işlevler ile kavramsal, sosyal ve pratik uyum becerilerindeki eksiklikleri nedeniyle öz bakım becerilerinin öğretimi de dahil olmak üzere yaşam boyu süren, yaşamın her alanında tutarlı ve yoğun özel eğitim ve destek eğitim hizmetine ihtiyacı olan birey olarak tanımlanmaktadır.
Orta düzeyde zihinsel - yetersizliği olan grubun ulaştığı başarı düzeyine ulaşamazlar. Akademik başarısızlıkları okumada, okuduğunu anlamada ve aritmetik muhakemesinde daha açıktır. Özel eğitim ile günlük yaşam aktivitelerini, sosyal uyum, pratik işlem ve öz bakım becerilerini öğrenebilirler. Ağır düzeyde zihinsel yetersizliği olan çocuklar için hazırlanan eğitim programlarında akademik öğrenmelerin dışında sosyal yaşama dayalı aktivitelere yer verilmesi gerekmektedir.
Ağır düzeyde yetersizliği olan çocuklarda iskelet-kas sistemi gelişiminde gerilik, işitme, görme gibi duyu bozuklukları gözlenebilmektedir. Normal bir çocukta yürüme 18. ayda, konuşma 8-18 aylar arasında başlamasına karşın bu gruba giren çocuklarda bu gelişmeler ancak 36. ayda başlamakta ve çocuklar çeşitli becerileri kazanmaya ancak bu yaştan sonra hazır duruma gelmektedirler.
Küçük ve büyük kaslarını kullanmada belirgin şekilde becerisizlik gösterirler. El- göz koordinasyonunu geç ve güç sağlarlar. Kullandıkları kelime sayısı çok sınırlı olmakla birlikte kelime hazinelerinin sosyal iletişim kurabilecek düzeyde olduğu görülmektedir. Yetişkinlikte beceri gerektirmeyen yardımcı işlerde denetim altında çalışabilirler.
ÇOK AĞIR DÜZEYDE ZİHİNSEL YETERSİZLİĞİ OLAN ÇOCUKLARIN GENEL ÖZELLİKLERİ
Çok Ağır Düzeyde Zihinsel Yetersizliği Olan Birey: Bireyin zihinsel yetersizliği yanında başka yetersizlikleri bulunması nedeniyle öz bakım, günlük yaşam ve temel akademik becerileri kazanamaması nedeniyle yaşam boyu bakım ve gözetime ihtiyacı olan birey olarak tanımlanmaktadır.
Gerilikleri doğuştan fark edilir. Bazı basit öz bakım becerilerini öğrenebilirler. Yaşamları boyunca bütün aktivitelerde desteklenmeleri gerekir. Beyin patolojileri ve fiziksel anormallikler sıklıkla görülür. Orta ve ağır düzeyde zihinsel yetersizliği yaşayan çocukların düzeyine hiçbir zaman ulaşamazlar. Konuşmasının gelişmemiş olması sosyal iletişim geliştirmesini güçleştirmektedir. Motor becerileri zayıftır. Tüm yaşamları boyunca sürekli ve yoğun bakım ile yardıma gereksinim duyarlar.
DİL ve KONUŞMA BOZUKLUKLARI
Konuşma bozukluğu, konuşmanın akışında, ritminde, tizliğinde, vurgularında, ses birimlerinin çıkarılışında ve anlaşılmasında bir bozukluğun olması durumudur. Bir çocuğun konuşma özürlü olarak kabul edilmesi için şu özelliklerin birinde sorun yaşaması gerekir. Bunlar:
— Konuşmanın anlaşılır şekilde sergilenememesi.
— Konuşmanın duyulmasında yetersizlik olması
— Sesin bozuk ve tırmalayıcı olması.
— Sesin çıkarılışının, ritminin ve vurgularının bozuk olması.
— Dil yönünden kelime dağarcığının yetersiz ve gramer yapısının bozuk olması
— Sergilenen konuşmanın bireyin yaşına ve fiziksel yapısına uygunsuzluğu
İletişim bozuklukları tek tip olarak değerlendirilmemelidir, birbirinden farklı karakteristik özelliklere sahip tanı grupları bulunmaktadır. İletişim bozukluklarındaki farklılıklara göre konuşma eğitiminin içeriği, yöntem ve teknikleri, hedef davranışları farklılaşmaktadır. Yaygınlığının diğerlerine göre daha fazla olması nedeniyle aşağıdaki tanı gruplarına yer verilmiştir. İletişim bozuklukları ana başlığı altında aşağıdaki tanı gruplarına açıklık getirilecektir:
Sözel Anlatım Bozukluğu
Bu bozukluk, kullanılan sözcük sayısının çok sınırlı olması, dil bilgisi yönünden zaman seçiminde hata yapma, sözcükleri anımsamakta yada gelişimine göre uygun uzunlukta ve karmaşıklıkta cümle kurmakta güçlük çekme olarak kendini gösterebilir. Sözel anlatım bozukluğunda dikkatimizi çeken nokta, okul ve ev ortamında bireyin yaşıtlarına göre, kullandığı sözcük sayısının çok sınırlı olması, dil bilgisi yönünden zaman seçiminde hata yapması, sözcükleri anımsamakta yada gelişimine göre uygun uzunlukta ve karmaşıklıkta cümle kurmasında performans düşüklüğü görülmesidir.
Bu kişilerin konuşma terapistine yönlendirilmesi düşünülebilir. Sözel anlatım bozukluğu olan bireylerle okul ve sınıf ortamında kavramlarla ilgili çalışılabilir, dilin etkili ve doğru olarak kullanıldığı filmler izlettirilebilir, şarkı dinlettirilebilir. Sözel etkileşime dayalı grup oyunlarına katılımı teşvik edilebilir.
Fonolojik Bozukluk
Fonolojik bozukluğunda birey anadilini bağımsız yada bileşik sesleri doğru ve anlaşılır biçimde çıkaramaz, birbirine gereği gibi ulayamaz yada bu seslerin çıkarılması ve ulanmasında onun yaşından beklenenden çok fazla sapma görülüyorsa onda artikülasyon bozukluğu var demektir. Artikülasyon bozukluğu çocuklarda dört türde görülür, bunlar sesin düşürülmesi veya atlanması, ses eklenmesi, ses değiştirilmesi ve sesin bozulmasıdır
Fonolojik bozukluk bireyin yaşıtlarına göre, yanlış sesler çıkartması ve kullanması, söylemesi, bir sesin yerine başka bir sesi söylemesi olarak gözlenilmektedir. Fonolojik bozukluğu olan bireylerle okul ve sınıf ortamında ses, şarkı ve tekerleme çalışmaları yapılabilir. Öncelikli olarak ses çalışmaları üzerinde durulmalıdır. Bu kişiler konuşma terapistine yönlendirilmelidirler.
Kekemelik
Kekeme bozukluğu farklı gelişim örüntülerinden kaynaklanabilir, dil gelişimi, psiko-sosyal gelişim ve fiziksel gelişim kekeleme bozukluğuna yol açabilir. Kekeleme bireyin konuşmaya başladığı anlardan itibaren gözlenilmeye başlayabilir. Kekeleme psikolojik etkilerden dolayı da görülebilir. Bu durum diğerleriyle karıştırılmamalıdır. Yaşanılan psikolojik bir travma, ani korku ve şoklar kekelemenin ortaya çıkmasına neden olabilir.
Kekemeliğin yaygınlığı %1 olarak bilinmektedir. Küçük çocuklarda daha sık olmakla birlikte daha büyük çocuklarda ve yetişkinlerde azalma eğilimi göstermektedir. Kekemelik, kız çocuklara oranla erkek çocuklarda 3-4 kat daha fazla görülmektedir.
Kekeme bozukluğu olan bireyler ihtiyaçlarına göre yönlendirilmelidirler. Psikolojik terapi ihtiyacı olanlar terapiste, konuşma eğitimi ihtiyacı olanlar konuşma terapistine yönlendirilmelidirler. Okul ve sınıf ortamında öncelikli olarak akranlarının bu durumu kabul etmesi ve alay etmemesi, grup dışına itmemesi için sınıf içi arkadaş ilişkilerinin geliştirilmesi amacıyla grup oyunları oynamak düşünülebilir. Sınıf içinde kendini ortaya koyması için teşvik edilebilir. Kekeleme bozukluğu olan bireyleri konuşma terapistine yönlendirmek gerekir.
Afazi
Söz veya kelime yitimi olarak ta bilinen afazi bireyde zeka geriliği, bellek bozukluğu, işitme özrü ve konuşma organlarında bozukluk olmadan konuşma işlevinin yerine getirilmemesi durumudur. Nedeni bir beyin hasarı sonucu oluşan fonksiyonel bir bozukluktur. Genelde afazi birden ortaya çıkar, ancak beyin tümörü gibi yavaş ilerleyen hasarlarda ise zamanla oluşabilir. Afazide dili anlamada veya ifade etmede bir bozukluk söz konusudur. Diğer bir deyişle bir beyin zedelenmesi sonucu ortaya çıkan sözel ve işitsel iletişimi etkileyen motor ve duygusal dil bozukluklarını içeren bir durumdur (Özgür, 2004, s.96). Afazi tanısı olan öğrencilerin bireyselleştirilmiş eğitim programından yararlandırılması düşünülmelidir. Ayrıca konuşma terapisi desteği alınmalıdır.
Gecikmiş Konuşma Bozukluğu
Gecikmiş konuşma, çocuğun bebeklik döneminde geçirmesi gereken konuşma gelişim aşamalarından birine takılıp kalması veya o aşamalardan birine geri dönüş yapması durumudur. Bu nedenle hem derece hem de tür olarak çok değişiklik gösteren bir konuşma özrüdür (Özgür, 2004, s.93). Gecikmiş konuşma bozukluğu başka tanı gruplarında görülebilir. Ağır düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği olan bazı çocuklarda ve bazı otistiklerde gecikmiş konuşma bozukluğu gözlenilebilir. Tanı gecikmiş konuşma bozukluğu olarak düşünülmez. Ağır düzeyde zihinsel öğrenme yetersizliği yada otizm olarak değerlendirilir..
Kaynak: Ordu, F. (2005). Farklı Gelişen Çocukların Tanımlanması ve Eğitimi. İstanbul: Armoni Yayıncılık.
yorumlar (0)
